4/10/2008 ·
Bir varmış bir yokmuş…
Zamanlardan bir zamanda, iyi yürekli bi kız yaşarmış.. yemyeşil gözleri, simsiyah saçları varmış.
Bu kız, bir gün, arkadaşına aşık olmuş.. arkadaşı da boş değilmiş kıza. Gel zaman git zaman bu iki genç sevgili olmuşlar. Birlikte gezmelere çıkmışlar, bayram alışverişlerini birlikte yapmışlar. Birlikte gülmüşler, birlikte düşünmüşler. Birlikte geleceğe dair hayaller kurmuşlar…
Çocuk başka bi şehirde okuyormuş, kızdan uzakta. Kız çağırmıyormuş onu, aklında türlü türlü düşünceler varmış. Çocuk zaten hafif isteksizmiş okuduğu branşa karşı. İyiden iyiye soğutmamak için çağırmıyormuş kız onu, derslerine çalışsın, evdekiler işkillenmesin diye. Zaten o geleceği zamanı bilir diye düşünüyormuş. Nerden bilsin çocuğun buna alınacağını… kız hiç söylememiş ki nedenlerini…
Sonra bir gün, bunlar ayrılmaya karar vermişler. Daha doğrusu kız, bunun mantıklı olacağını düşünmüş. Farklı kültürde iki aile, farklı yaşantılar, aynı gibi görünse de, içine bakıldığında bambaşka tarzlar. Kız çocuğun bi şeysine aldanmamış ki.. ne olduğunu, nasıl olduğunu zaten biliyormuş. Çocukta onun… ama gönül işte… ayrılmışlar…
Güz geçmiş, kış geçmiş…
Kışın kız çok düşünmüş, aman demiş, ablamda farklı birisiyle evlendi. Ne var ki sanki… bizimkisi de olur, bi problem çıkmaz. Herkes 4 4lük değildir.
Kızın kendini aşması gerekiyormuş.
Aşmış ta…
Bahar gelmiş…
Okullar tatil olmuş, aylardır ayrı kaldığı, sesine, yüzüne hasret kaldığı sevdiği gelmiş kızın nihayet… görüşmüşler hemen kızın iş çıkışında.
Kız o kadar mutlu, ama çocuk bi o kadar uzak…
Zırt pırt telefonu çalıyormuş çocuğun. Kız işkillenmiş. Ama içinde öyle kocaman bi umut var ki, şerre yormak istememiş. Evdekilerdir, arkadaşlarıdır diye düşünmüş hep. Ama neden daha önceleri böyle olmuyordu?
O gün kız bişi diyememiş. Onu ilk gördüğünde, sevdiğine sarılmak istemiş sıkıca, ama çocuk o kadar soğuk durmuş ki, kız cesaret edememiş. Söyleyeceklerini de bu nedenle içine atmış. O gece, msn de anlatmış çocuk her şeyi. Ayrıldıklarından 3 ay sonrasında, başka bi kızla çıkmaya başladıklarını, kızı öyle sevinçli görünce bişi diyemediğini anlatmış.
Kız üzgün, kız çaresiz… o yemyeşil gözleri çok değil, bi kaç dakikada kıpkırmızı olmuş ağlamaktan…
Bir ay sonra, çocuğun abisinin düğününde, sevdiğinin parmağındaki yüzüğü görmüş kız. İşte o an anlamış bu olayın bittiğini. O an anlamış iyice terk edildiğini. Aslında, beklide o an anlamış, sevdiği tarafından sevilmediğini…
Aradan günler, haftalar aylar geçmiş. Tarih: 4 Ekim 2008 saat 22:28
Tüm bu hikayenin üzerinden 16 ay geçmiş.
Kız hala unutmamış.
Unutamamış…
Hala onu yazıp durmuş, hala şarkılarında onu mırıldanmış, hala dualarına onu gizlemiş. Hep onu istemiş. Yek onu…
Yorum (6) Yorum yaz!
5/9/2008 ·
Biraz kan, biraz gözyaşı
İşte şimdi aşık olmaya hazırım
Çocuksu hayallerimi geride bıraktım.
Beyaz gülüşlerimi, pembe elbisemi
Kırmızı ayakkabılarımı koydum bi kenara
Bana sarıldığın zamanları unuttum artık
O soğuk kış günlerinde
Serdivan’da içtiğin nargileleri unuttum
Geceleri, yollar boyu bana yazdığın şiirleri unuttum
Biraz kan, biraz gözyaşı
İşte şimdi aşık olmaya hazırım
Senin için çektiğim fotoğrafını yağmurun,
Senin için kağıda döktüğüm anlamlarını kelimelerin
Sana olan özlemimden döktüğüm ıslaklığını gözyaşımın
Somutluğunu unuttum
Artık sizin oralardan geçerken içim burulmuyor
Görmüyorum seni artık rüyalarımda
Nargile kokusu sızlatmıyor burnumu
Beni bırakıp gittiğin yer içimi acıtmıyor
Daha huzurluyum artık kalemimi elime aldığım zaman
Biraz kan, biraz gözyaşı
İşte şimdi aşık olmaya hazırım
Yalanlar istiyorsan, yalanlar söyleyeyim
İncinirsin..
Ben de incindim…
Sıkıldım artık ziyadesiyle,
Ziyadesiyle yoruldum
Ayaklarımın altındaki dikenli, taşlı yolların gelmiyor sonu
Bir tuğla daha koyamıyorum üstüne binamın
Bir tahta daha ekleyemiyorum çitime üzüntümden
Ama havuzum dolmak üzere, biliyor musun
Gitmen en çok havuzuma yaradı
Gider musluğunu kapattım
Gözyaşlarımla doldurdum orayı
İşte artık gerçekler
Doğru olan tek cümlem
Biraz kan biraz gözyaşı
Gerisi külliyen yalan
Bir parça bulut kaldı gözlerimde
Tertemiz bir kalbim vardı içimde
Seni düşünen bir beynim
Sana, seni yazan ellerim, kalemim
Seni gören gözlerim vardı yüzümde
Sana sarılan kollarım
Sana hasret bir ruh vardı bende
Sana tutkun
Biraz kan, biraz gözyaşı
Unuttum satırları yalan…
Yorum (3) Yorum yaz!
2/9/2008 ·
çarşamba mıydı.. yoksa perşembe mi? hatırlamıyorum... bi rehabilitasyon merkezi beni görüşmeye davet etmişti. öğle arası tırım tırım binayı aradım fakat bulamadım. nihayet cep telefonundan ulaştığımda, akşam 4te beni aldıracaklarını söylediler. saat 5e kadar bekledim. sonra aradığım numarayı çıkarıp diğer hattımı taktım.
müfettişler gelmiş. o yüzden servisi gönderememişler bana. akşam 6 gibi bi ümit aramışlar beni ama ben çoktan numaramı değiştirmiştim.. az önce buraya geldiler göüşmek için. müfettişler, ne zaman başlayacak olurlarsa olsunlar, tüm öğretmenlerin belgelerini pazartesiye kadar istemişler. onlarla çalışmayı istediğimi, fakat kpss sonuçlarının ağustos başında belli olacağını söyledim. M.E.'nin bu emri olmasaydı beni beklemelerinin sorun olmayacağını, fakat bu durumda ellerinin bağlandığını söyledi hoca hanım. nihayetinde, benim zamana ihtiyacım vardı. kpss olursa onlar yarı yolda kalacaklardı. hoş bi durum değildi bu. peki dediler mecburen. teşekkür edip uğurladım.
aslında olmadığına üzüldüm. bi yerlerden başlamam gerekiyor. atandığımda, sudan çıkmış balığa döneceğim yoksa. bi taraftanda rehabilitasyon merkezi bana göre değil... neyse hayırlısı olsun.
bu işe en çok M. sevindi. nede olsa gitmemi hiç istemiyordu. nedenini söyleyeyim mi? hiç içimden gelmiyor, boşver :P
tarih:belki 17 temmuz. hatırlamıyorum yazdığım tarihi. o kadar zaman olduki... ):
Yorum (1) Yorum yaz!
15/8/2008 ·

iki arkadaş düşünün.
ikisi de terkedilmiş, ikisi de yalnız, ikisi de mutsuz, aldatılmış belkide, ikisinin de gözlerinden bulutlar eksik olmuyor... ikisinin de peşini tesadüfler bırakmıyor. sanki birlikte olduklarında bu tesadüflerin aralıkları sıklaşıyor. anlarını, birbirlerine şaşırmakla geçiriyorlar. sanki bi sinerji yaratıyorlar, ne garip... belki de bu yüzden bu kadar iyi anlaşıyor, birbirlerini bu kadar iyi anlıyorlar.. bu yüzden çok sağlam bi dostlukları var...
kız, bir süre yalnız çalışmak zorunda kalıyor. iş arkadaşı izinde. işler yoğun. patrona söylüyor, arkadaşını yanına aldırmak için. tamam gelsin diyor patron. böylece arkadaşı hem eski işini hatırlayıp geleceğe yatırım yapacak, hemde arkadaşına bi faydası dokunmuş olacak. bi taşla iki kuş yani...
kız, bi kaç gün öncesinde, arkadaşının yanına geldiğini rüyasında görüyor. kahvaltılarını yaparken aklına gliyor rüyave anlatıyor kız. gülüşüyorlar. kız rüyanın geri kalanını da tamamlıyor. bırakıyor.akşam iş çıkış, arkadaşına bilet bulmak için kızın evine gidiyorlar. kız, annesinden biletleri alıp birlikta, yakındaki durağa değil de, bi sonraki durağa gidiyorlar. kız, işte, rüyamda bu caddede yürüyorduk arkadaşım seninle, diyor. the random man'de pencereden başını çıkarmış, çocuklara laf yetiştiriyordu. üstünde sarı bi t-şört vardı. sonra sana gösterdim ve geçip gittik onu. bizi görmedi. ama şimdi duraktan öteye gidemiyoruz. rüyanın çıkmaı imkansız(:
rüya, kızın gün boyu aklındaydı. arkadaşıda bunun farkında... biletleri verirken kızın elleri titriyormuş. arkadaşı ertesi gün söylüyor. heyecanlıydın, diyor...
mahalledeki alt yapı çalışmaları nedeniyle asfalt bitmiş... hızla geçen arabaların arkalarında bıraktıkları tozun içinde kalmalarına aldırmadan sohbet ediyor iki arkadaş. derken, the random man, pencerede değil ama dükkanın kapısında beliriyor. o iki arkadaşı görüp, hızla içeri giriyor. kızın eli ayağpı boşalmış gibi; arkadaşım, diyor, the random man... bizi gördü. ikisi de şaşkın. ikisi de tedirgin. rüya çıkmıştı. tek farkla, arkadaşının the random mani görmesi gerekirken, tam tersi olmuştu.
derken otobüs geliyor ve arkadaşı, kızı istemeden de olsa geride bırakarak gidiyor. kız bi süre olduğu yerde kalakalıyor. neden sonra kendine gelip ara sokakların birisinde buluyor kendini.
ertesi gün, ikisi de şaşkın, ikisi de acaba bugün neyle kaşılaşacağız diye soran gözlerle işe koyuluyorlar. kızın ismi arkadaşına, the random manin ismi, kızın karşısına çıkıyor defalarca...
arkadaşı, gün ortasında hemen bi senaryo yazıyor. şimdi ben gitsem, bak the random man... ben, the random girl'ün sevgilisi değilim bu bir, içimde kaldı, söylemeden edemeyeceğim! ikincisi, biz the random girl'le tanışalı 8 ay oldu ve 8 aydır hep seni konuşuyoruz kardeşim, sen nasıl bi insansın yaw?
kız, birisiin bunları O'na söylemesini o kadar isterdiki..
acısının ona birisine anlatmasını...
kızın o kadar canı acıyorduki,
belkide the random maninde canı acısın istiyor...
Yorum (3) Yorum yaz!
20/7/2008 ·
İşte yine mahalleme gelip yerleşmişsiniz. Tüller kapalı fakat perdeler açık. Senin orda olmadığını farz edip dükkana giriyorum. Baban çıkıyor karşıma. Sonra sen muzipçe çıkarıyorsun başını. Gülümsüyorsun yine.
Dükkan genişlemiş sanki. Yan tarafı var bide. Temiz değil… oralara gidiyorum, peşimden geliyorsun. Şaşırtmacalar yapmaya çalışıyorum. Kanmıyorsun. Ağladığımı seninkiler görmesin istiyorum ama görüyorlar.
Peşimden gelmeye devam ediyorsun üstelik!
Vuruyorum sana…
O kadar canım acıyor ki, seninde canını acıtmak istiyorum belki…
Tam bir sene oldu.
Bir sene… Daha dün gibi halbuki. İçimde o ilk günkü acı var. Hala ağlıyorum. Hala rüyalarıma giriyorsun. Bazen yalnız, bazen o kızla birlikte…
Yürüyoruz yolda ben bunları haykırırken. Ve ben ağlıyorum.
İçimdekileri nihayet sahibine verdikten sonra rahatlıyorum.
Susuyorum…
Çok özledim…
Ve bunların hiç birisini yapamadım ne yazık ki…
Yine kahrolası bi rüyadan ibaretti anlattıklarım!!!
Yine içimde kaldı özlemim, sevgim, üzüntüm, gözyaşlarım…
O dinlemeyen özlemim…
09.07.2008 sabahı :P
Yorum (6) Yorum yaz!
« Önceki ::
